Cumartesi Günü Nasıl Yazılır?
Cumartesi sabahı, Kayseri’de biraz daha farklıdır. Şehri saran o sessizlik, her yerin biraz daha sakin olduğu, herkesin bir şekilde hafta boyunca beklediği o “kaçış” anıdır. Ama ben bu Cumartesi sabahı, her zamankinden farklı hissediyorum. Belki de öyle olmalı, çünkü bazen bir Cumartesi günü, kelimelerin taşıyamayacağı kadar fazla duygu barındırır. Ve işte bu yazıda, Cumartesi günü nasıl yazılır sorusuna, ben de bir şekilde cevap arıyorum. Çünkü yazmanın, sadece kalemi kağıda sürmekten ibaret olmadığını, duyguları da bir araya getirdiğini fark ettim.
Sabahın Sessizliği ve İçimdeki Boşluk
Cumartesi sabahı, yataktan kalkmak her zaman zordur. Ama bu Cumartesi sabahı, her zamankinden daha zor. Saat yedi, güneş henüz tam olarak doğmamış, pencerenin kenarındaki ince ışık, Kayseri’nin dağlarına vuruyor. Aniden uyanıyorum. Bu, uyandığımda hissettiğim garip boşluk. Belki de bu Cumartesi, geçen hafta yaşadığım hayal kırıklıklarının etkisiyle başlamalıydı, bilemiyorum. Ama o sabah, kalkıp çayı demlerken bile, her şey bana çok uzak gibi geliyor. Her yudumda, içimi biraz daha sarhoş eden bir melankoli…
Kalkıp mutfağa gidiyorum, suyun kaynamasını beklerken aklımda bir soru var: Cumartesi günü nasıl yazılır? Çünkü bazen, hiç beklemediğiniz bir an, bir Cumartesi sabahı, size hayatın tüm anlamını hatırlatabilir. Bir Cumartesi, bambaşka bir başlangıcın kapılarını aralayabilir.
Geçen Haftanın Ardında Kalanlar
Bu sabahı biraz farklı hissetmeme sebep olan bir şey var. Geçen hafta çok şey oldu. O kadar çok şey oldu ki, bu Cumartesi, bir yansıma gibi. İnsanın içinde biriken hayal kırıklıkları, kalbinin bir köşesine yerleşen o küçük boşluklar, her an her yerde beliriveriyor. Birkaç hafta önce, kendime söz verdiğim bir şey vardı. Bütün hafta boyunca yalnız kalıp, kendi içimde barış yapacağım. Ama o hafta sonu, her şey ters gitti. Beklediğim telefon gelmedi, uzun zamandır görüşmediğim arkadaşım, birden kayboldu. Ve o Cumartesi, gerçekten kalbimi yakan bir şey oldu.
Düşünmeden telefonuma bakıyorum. Ama sonra, düşüncelerin kaybolduğu, insanın zamanla baş başa kaldığı anların ne kadar değerli olduğunu anlıyorum. Cumartesi günü nasıl yazılır? sorusu da bu noktada anlam kazanmaya başlıyor. Belki de bu sabah, yazacak bir şeyim olmamalı. Belki de hissettiklerimi sadece yaşamalı, kelimelere dökmemeliyim. Ama yapamıyorum. Yazmak, hayatı anlamak gibi bir şey. Yazdıkça hissediyorum, hissettikçe yazıyorum.
Bir Parkta Yürüyüş ve Yeni Bir Başlangıç
Saat 10:00 civarı, dışarıda hafif bir soğuk var ama güneş kendini hissettiriyor. Kayseri’nin o sessiz sokaklarından birine adım atıyorum. Belki de bu, içimdeki boşluğu doldurmanın bir yolu. Parka doğru yürürken, herkes kendi dünyasında. Gençler, yaşlılar, çocuklar… Kimisi koşuyor, kimisi yürüyüş yapıyor. Birinin kaybolmuş bakışlarını yakalıyorum. O kadar tanıdık ki. O bakış, geçen haftanın acısını taşıyan bir bakış. Ama kimse bilmez, her şeyin geçtiği, her şeyin iyileştiği bir Cumartesi günü gelip geçecek.
Parkta yürürken, kendimi hiç olmadığı kadar huzurlu hissediyorum. O kadar basit bir şey ki, aslında bir adım, bir gülümseme, hatta sadece bir an… Her şeyin aniden değişebileceğini anlamak. Cumartesi günü nasıl yazılır? sorusunun cevabı işte tam burada. Cumartesi günü yazılırken, sadece kalbinizle yazarsınız. Hayatın verdiği küçük anlardan, bir insanın gözlerindeki anlamdan, o sabahki çayın her yudumundan…
Duyguların Sonu: Biraz Umut, Biraz Hüzün
O gün parkta geçirdiğim birkaç saat, bana şunu hatırlattı: Hayatın içinde her şey var. Bir Cumartesi günü, bazen umutsuzluk ve hüzünle başlayabilir ama sonunda bir gülümseme, bir farkındalıkla bitirilebilir. Cumartesi, o kadar özel bir gündür ki, belki de biz ona kendimiz karar veririz. Ne kadar hayal kırıklığına uğramış olsam da, bazen en zor zamanlarda, bir Cumartesi sabahı yazmak, insanın içindeki tüm karanlıkları aydınlatabilir.
Şimdi, yazarken tekrar düşünüyorum: Cumartesi günü nasıl yazılır? Cumartesi günü, kaybolan umutları bulmak, küçük sevinçleri keşfetmek ve bazen de sadece olmakla yazılır. Ben de yazıyorum. Huzurla, biraz hüzünle, ama en çok da umutla. Çünkü her Cumartesi, bir yeni başlangıcın, bir yeni fırsatın kapısını aralar. Bunu yazarken, bir kez daha anlıyorum: Her şeyin bir zamanı var, her şeyin bir nedeni. Bu Cumartesi de işte böyle bir anı.