Şiir Türü Nedir?
Evet, bugünkü yazımızda şiir türü nedir, buna bakalım. Şiir… Herkesin bir şekilde ilişkisi vardır, değil mi? Kimisi şiirleri alıp hüzünlü bir şekilde okur, kimisi ise “Aaa, şiir yazayım da ben de bir entelektüel olayım” der. Ama günün sonunda, şiir dediğin şey bir şekilde hepimizin ruhuna dokunur. Ama nedir bu şiir türü? Şiir türlerinin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı ve hayatımızdaki yeri hakkında biraz derinleşmek gerek… Ama tabii, bunu yaparken de asla sıkıcı olmayalım, değil mi? Biz de İzmirli genç yetişkinler olarak (yani, ben) biraz eğlenelim.
Şiir Türlerinin Temel Hattı
Şiir, kelimelerle dans etmek gibidir. Bazen hüzünlü bir vals yaparsınız, bazen de hızlı bir rock’n’roll! Peki, şiir türü dediğimiz şey nedir? Aslında basitçe söylemek gerekirse, şiir türleri, şiirlerin anlatım biçimlerine ve temalarına göre sınıflandırılmasından başka bir şey değildir. Yani, bir şiirden keyif almak için, ne tür bir şiir okuduğumuzu anlamamız önemli.
Epik Şiir: Kahramanlıkla Dolu
Epik şiir, biraz kahramanlıkla ilgili bir şeydir. Bu tür şiirlerde savaşlar, kahramanlar, mitolojik figürler ve büyük olaylar anlatılır. Adeta bir Hollywood filminden fırlamış gibi! Aklınızda canlansın diye, bu tür şiirler genelde destanları andırır. Şu an hiç “Türk milletinin kahramanlık destanlarını” falan okumak istemediğinizin farkındayım, ama diyelim ki… “Ağır” bir şeyler okumak isterseniz, epik şiirler devreye girer.
Bir de tabii, epik şiir okurken insanın kafasında “Ben de kahraman olur muyum?” diye sorular belirmiyor değil. Hatta bir arkadaşım geçenlerde, “Abi ben de bir kahraman olmak istiyorum ama şu an dövüşlere falan girecek halim yok, oturduğum yerden dövüş mü yapılır ya?” demişti. Evet, bazen epik şiirlerin etkisi buna yol açabiliyor.
Lirik Şiir: İç Dünyanıza Yolculuk
Lirik şiir, ruh halini anlatmak için en ideal şiir türlerinden biridir. İçsel bir yolculuğa çıkmak, duygusal bir çıkmazda kaybolmak gibi bir şeydir. Bu şiir türünde, insanın kalbinin derinliklerine inilerek, bazen çok kişisel, bazen çok evrensel duygulara dair bir şeyler söylenir. Anlatıcı, genellikle kendi iç dünyasında gezinen bir kişidir.
Öyle bir yazardır ki, her duygusunu kalpten geçirir. Mesela, “Bugün kahvemi içtim ama o eski tadı almadım, sanki tüm dünyada eksik bir şey vardı,” diyebilir. Hatta bazen bir şiir yazacak haliniz olmayabilir, ama şöyle bir içsel monolog yaparak kendinizi bir şair gibi hissedebilirsiniz: “Bugün sabah neden erken kalktım ki? Yataktan çıkmak istemedim, ama ne yapsam da uyanmam gerek.”
Peki, biz gençlerin içinde olduğu bir lirik şiir sahnesi hayal edersek… İzmir’de bir kafenin köşe masasında otururken, sahil rüzgârı yüzümüze vuruyor, ama bir taraftan da içimizdeki şiir seliyle uğraşıyoruz. Lirik şiirle aramıza mesafe koymak, ciddi anlamda zor. Ama yine de, “Hayatla ilgili ne düşündüğüm sorulursa, kesinlikle ‘Bazen her şey boş’ derim!” tarzında bir şeyler de yazabilirim tabii.
Dram Şiiri: Bu Hayatın Drama Dönüşü
Evet, bir de dram şiirinden bahsedelim. Aslında bu, biraz daha dramatik, daha fazla duygusal bir şiir türü. Hayatın karmaşık ve acı dolu yönlerini anlatan bir şiir türüdür. Bu şiir türü, tıpkı bir drama sahnesi gibi, biraz çığlık atıp biraz da ağlamanıza yol açabilir. Ama dram şiiri deyince aklıma da hep bizim o klasik aile toplantılarındaki sahneler gelir.
“Amca neden hâlâ evlenmedin?” sorusuna “İşim çok yoğun, hayatın acı gerçekleriyle boğuşuyorum,” diye cevap verirken, dram şiirinin etkisiyle biraz da abartılı bir şekilde ruh halinizi yansıtabilirsiniz. Bu da şiir türlerinin bir diğer yüzü işte, hayatın derinliklerine inip çıkmak… Bazen sadece dramatik olmak gerek.
Diğer Şiir Türleri: Çeşitli ve Renkli
Şiir türleri aslında çok daha çeşitlidir; mesela didaktik şiir var, öğretici olan. Şiir mi? Eğitim mi? Bizim gibi gençlere hitap etmeyen bir şey var mı? Bir de satirik şiir var ki, bu tür şiirler, toplumsal eleştiriler yapmayı sevenlerin tercihi. Yani, biraz yergi, biraz mizah içerir, tam da bizim gibi arkadaş grubunun favorisi!
Örnek:
“Bugün işe gitmek zorundayım, ama işler çok sıkıcı. Çalışmayı sevmedim, maaşımı da sevmedim. Düşünmemek istiyorum, ama ne yapayım, markette bile çay dağları var.”
Bu satirik bir şiir değil mi? Hem derin hem eğlenceli!
Şiir ve Yaşantı: Günlük Hayattan Esinlenmeler
Gelin biraz daha realist olalım: Bir arkadaşım var, sürekli “Hayat çok sıkıcı!” diye şikayet eder. Bir gün ona “Hadi ya, o zaman şiir yaz!” demiştim. “Şiir mi? Ya, ben ne yazacağım, yastıkla gündüz vaktinde kavga eden bir adamın şiirini mi?” dedi. Hahah, belki de evet! Şiir, bazen sadece basit anların içinden çıkabilir. Günlük yaşantımızdaki küçük ama derin anlar da birer şiire dönüşebilir.
Bazen en basit şeylerden bile şiir çıkar. Mesela bir kafenin köşe masasında, telefonunun şarjı biten biri, garsona bakıp “Telefonumun şarjı bitti, hayatımın şarjı bitiyor sanki,” diye iç geçirir. Belki de o an, o insanın içindeki şair ortaya çıkmış olabilir.
Sonuç: Şiir Türü Nedir?
Sonuçta şiir türü dediğimiz şey, hayatın içinde kendini en farklı şekillerde ifade etme biçimidir. Epik, lirik, dramatik ya da satirik olsun, her biri farklı bir amacı ve duyguyu taşır. Kimi zaman kahramanlık, kimi zaman duygusallık, kimi zaman ise ironik bir bakış açısı olabilir. Ama her durumda, şiir insanın iç dünyasındaki zenginlikleri dışa vurmanın bir yoludur.
Ben de her zaman içimdeki şiiri, yaşadığım anlardan, hayatta karşılaştığım olaylardan ve biraz da fazla düşündüğüm şeylerden çıkarırım. İzmir’de bir kafede, arkadaşlarla dalga geçerken, bir yandan da derin bir şiir yazıyor olabilirim, kim bilir? Bazen de sadece “Bu hayat neden böyle?” diye düşünüp kafamı sallayıp, kendi içsel şiirimi yaparım.
Unutmayın, her birimizin içinde bir şair saklıdır. Hem de bazen, o şairin ne yazacağını bir arkadaşınızın sıkıcı hikayesi bile belirleyebilir!