Psikoz: Tehlikeli Mi, Yoksa Sadece Anlaşılmadığı İçin Mi Korkutuyor?
Kayseri’nin sert havası, ilkbaharın soğuk akşamlarında bile insanın içine işlerdi. O akşam, yalnızdım. Ne zamandır yazmıyordum, çünkü kafamda o kadar çok düşünce vardı ki, bir türlü kağıda dökemiyordum. Ama bir şey vardı; bir şey beni sürekli rahatsız ediyordu. Psikoz… Yıllardır duydum ama bir türlü anlamadım. Duygularım karmakarışıktı, hem korkuyor hem merak ediyordum. Bazen, insanın zihni neden böyle kopar ki, diye düşünüyordum.
Bir arkadaşım vardı, Rıza. Onunla çok eskiden tanışmıştık. Üniversiteye başlamadan önce Kayseri’nin küçük kafelerinde sohbetler yapardık. Hani, o eski dostlardan biri… Ama bir gün, Rıza bana hiç beklemediğim bir şey söyledi. “Ben psikoz geçiriyorum,” dedi. Gözleri bir garipti, bir tuhaflık vardı. Bunu söylediğinde, bana bu kadar yakın birinin böyle bir şey yaşaması, beni şaşırtmıştı.
Başlangıç: Anlamadığın Bir Şey Var
İlk başta ne demek istediğini anlamadım. Psikoz? Bu kelimeyi hayatımda sadece televizyonlarda ya da haberlerde duymuştum. Rıza’nın söyledikleri, kafamda birbirine girmeye başlamıştı. Ama şunu hissediyordum; bir şeyler yolunda gitmiyordu. O, eski Rıza değildi.
Bir sabah, onu bulmak için evine gittim. Kapıyı çaldım, ancak açmadı. İçeriden, fısıldar gibi bir ses duydum: “Girme!” Düşüncelerim büsbütün karıştı. Ne yapacağımı bilemedim. İçeri girmedim, ama kapının önünde bekledim. Saatlerce… Bir şeyler içimde boğuluyor gibiydi. O an fark ettim ki, psikozla ilgili her şey, gözlemlerle değil, hislerle ilgilidir. Bu kadar yakınında, hatta yanında olsan bile, anlamadığın bir dünyaya adım atıyormuşsun gibi bir şey.
Psikozun Gerçek Yüzü
Rıza’nın durumu, zamanla daha karmaşıklaştı. İleriye dönük olarak anlatabileceğim pek çok sahne var, ama birini özellikle hatırlıyorum: Bir akşam, kahve içmek için buluştuk. Her şey çok normaldi, ama birden, aniden gözleri boşlaştı. Konuştukça söyledikleri, hiçbir anlam ifade etmeyen kelimelere dönüştü. Bazen, gözlerinin içine bakarken, ne kadar uzağa gittiğini anlayabiliyordum. O an ne hissettiğimi bilmiyorum, ama sadece korkmuş ve çaresizdim. İçimdeki ses, “Bir şeyler yanlış gidiyor,” diyordu.
O gün, bir anlamda, psikozun ne kadar tehlikeli olabileceğini hissettim. Rıza bir anda, her şeyin normali dışındaki bir dünyaya kaydı. Bu dünya, onu hapseden bir yer gibiydi. Birçok insan, onun gibi hissetmişti. Ben de zamanla, her şeyin sadece “garip” değil, aslında korkutucu olabileceğini fark ettim.
Bir Anlık Umut
Fakat, şunu söylemeliyim ki, psikozu anlamak sadece korkmaktan ibaret değil. Bir gün, Rıza bana şunu söyledi: “Bazen, insan kendini kaybediyor ama bir yandan da buluyor. Buradayım, seninle.” O an, o kadar çok şey hissettim ki, anlatmam zor. Bir yandan umut vardı, bir yandan da boğulma hissi. Bu, bir insanın kaybolan ruhuyla mücadele etmesi gibiydi.
Çünkü psikoz, sadece zihin değil, aynı zamanda ruhsal bir bozukluk da olabilir. O kaybolan, anlaşılmayan dünya, aslında kimsenin hiç gitmek istemediği bir yerdi. Ama bu yer, korkulacak bir şey değil. Her şeyin zıddı olan bir dünyada, bir nebze de olsa normal hissetmek, bir umut ışığıydı.
Sonuç: Psikozun Tehlikesi
Bugün, hala Rıza’nın eski haline dönüp dönmeyeceğini bilmiyorum. Ama bir şey kesin: Psikoz, tehlikeli bir şey olabilir. Fakat bu tehlike, yalnızca onu anlamadığımızda büyür. Bir insanın zihni ne kadar karışırsa karışsın, duygularını paylaşmak, ona destek olmak, en azından bir nebze olsun bu karanlık dünyadan çıkarabilir. Tehlike, aslında bilinçsizce korkmaktan, yanlış anlamaktan doğar.
Sonuçta, psikoz tehlikeli olabilir mi? Evet, olabilir. Ama aynı zamanda, gerçekten ihtiyaç duyulduğunda doğru bir destekle, anlayışla ve sabırla, bu karanlık dünyadan çıkmak da mümkündür. Rıza, hala bazı günlerde zorlanıyor. Ama bir yandan da ben, onun yanında olmaktan korkmuyor, aynı zamanda ona güveniyorum. Çünkü bazen en derin boşluklar, bize en büyük ışığı verebilir.