İçtenlikle söyleyeyim: “TOKİ müşterek arsalar kaç metrekare olacak?” sorusuna yanıt ararken, aslında sadece bir sayı değil; bu sayının toplumsal yaşam, mekân, eşitsizlik ve kimlik gibi birçok katmanı etkileyeceğini gördüm. Yazının amacı, bu teknik soruyu sosyolojik bir mercekle—kentleşme, toplumsal adalet, güç ilişkileri açısından—birlikte düşünmeye açmak.
Temeller: “Müşterek Arsa” Nedir, Nasıl Tanımlanıyor?
Arsa türleri — Müstakil vs Müşterek
TOKİ’nin arsa projelerinde genellikle iki tür arsa tanımı yapılır: müstakil arsa ve müşterek (hisseli) arsa. Müstakil arsalar, tek kişiye tahsis edilen, üzerinde bağımsız ev yapılmasına uygun parsellerdir; yüzölçümleri planlama durumuna göre yaklaşık 350 – 500 m² arasında değişmektedir. ([Toki][1])
Öte yandan, müşterek arsa “yüzölçümü değişken, plan yapılaşma koşullarına göre toplu konut yapmaya müsait, birden fazla hissedarı olan” arsa olarak tanımlanır. ([Toki][1])
Müşterek Arsa için Net Bir Metrekare Verisi Yok — Neden?
Resmî tanımda, müşterek arsanın metrekare değeri sabit gösterilmemiştir. “Yüzölçümü değişiklik gösterir” ifadesi, parselin bulunduğu imar planına, planlama koşullarına, toplu konut yoğunluğuna göre değişebileceğini ima eder. ([Toki][1])
Bu belirsizlik, teknik bir nüans olmasının ötesinde toplumsal anlamda da önemli: Müşterek arsa sahipliği, bireysel konut sahibi olma hakkı kadar, “ortak yaşam alanı”, “komşuluk ilişkisi”, “toplu konut kültürü” ve “kentsel dayanışma” gibi yeni sosyal pratikleri beraberinde getiriyor.
Kent, Toplumsal Yapı ve Güç: Müşterek Arsanın Sosyolojik Anlamı
Toplumsal adalet ve konut siyaseti
Müşterek arsaların planlama koşullarına göre değişken yüzölçümle sunulması, bir taraftan esneklik ve toplu konut imkânı demek. Ancak bu esneklik aynı zamanda belirsizlik ve risk de taşıyabilir. Kim ne kadar alan alacak? Hisseler nasıl dağıtılacak? Toplu konut imkânı, gelir düzeyi düşük veya orta olan aileler için umut olabilir — fakat aynı zamanda, planlama kararlarının (imar yoğunluğu, kamu altyapısı, ulaşım, sosyal alanlar) nasıl verileceği konusunda toplumsal bir adalet meselesi doğurur.
Bir toplumsal adalet perspektifinden bakarsak, müşterek arsa sistemi, konut hakkı ile kamusal mekân hakkı arasında bir köprü olabilir. Ancak bu köprünün adil ve sürdürülebilir olabilmesi için, hissedarların haklarının net tanımlanması, ortak karar alma mekanizmalarının kurulması, — yalnızca bireysel çıkar değil — topluluk çıkarlarının korunması gereklidir.
Kültürel pratikler, cinsiyet rolleri ve sosyal etkileşim
Toplu konut ve müşterek arsa paradigmaları, yalnızca mimari bir tercih değil; aynı zamanda yaşam biçimi, komşuluk ilişkileri, günlük rutin, kamusal/özel sınırlar gibi birçok toplumsal pratiği yeniden üretir. Örneğin:
– Eğer apartman blokları yapılacaksa, komşuluk ilişkileri, ortak alan kullanımı, çocuklara dair güvenlik ve sosyal yaşam bekleyişi devreye girer.
– Özellikle kadınların ev içi ve toplumsal rollerini düşününce — ortak alan, güvenlik, mahremiyet gibi kavramlar yeniden yorumlanabilir. Eşler, çocuklar, yaşlılar gibi farklı yaş/gender profillerinin ihtiyaçları göz önünde tuttuğunda; müşterek arsa + toplu konut, cinsiyete duyarlı tasarım ve toplumsal anlayış gerektirir.
– Kültürel pratikler (misafir ağırlama, komşuluk, ortak yaşam vs.) bu yeni mekânla birlikte evrilebilir ya da çatışabilir — bu durum, mekânın yalnızca fiziksel değil, toplumsal ve kültürel olarak yeniden inşa edilmesini gerektirir.
Güç ilişkileri: Kim karar veriyor, kim etkileniyor?
Müşterek arsada, imar planı, yapılaşma koşulları, ortak karar mekanizmaları, hissedar dağılımı gibi konular öne çıkar. Kim bu kararlara dâhil olacak? Hissedarlar mı, TOKİ mi, belediye mi? Bu güç dinamikleri, eşitsizlik risklerini barındırır. Eğer karar mekanizmaları şeffaf ve demokratik değilse, güçlü olan paydaşlar (örneğin TOKİ ya da finans gücü olan bireyler) daha avantajlı hale gelebilir; dezavantajlı gruplar — gelir düzeyi düşük olanlar, kadınlar, yaşlılar — bu süreçte dışlanabilir.
Dolayısıyla, müşterek arsa uygulaması — planlama, imar, kamusal hizmetler — bağlamında kamusal politikalar, katılım süreçleri, toplumsal denetim mekanizmaları ile birlikte ele alınmalı. Aksi halde, eşitsizlik yeniden üretilir.
Örnek Olaylar ve Güncel Tartışmalar
“İlk Evim, İlk İş Yerim” Projesi ve Müşterek Arsa Deneyimi
TOKİ’nin “İlk Evim Arsa” projesi kapsamında, müşterek ve müstakil arsa seçenekleri sunulmuştur. Müstakil arsalar 350–500 m²; müşterek arsalar ise hisseli, toplu yapılaşmaya uygun arsa olarak tanımlanmıştır. ([Yeni Şafak][2])
Basında çıkan bilgilere göre, müşterek arsa sahipleri; isterlerse konutlarını kendileri inşa edebilecek, isterlerse toplu blok yapımı için TOKİ’nin teknik destek ve proje desteği sağlayacağı belirtilmiştir. ([Yeni Şafak][2])
Bu model, hem bireysel konut sahibi olma umudunu besliyor, hem de toplu konut/develop eden bir anlayışı dayatıyor. Ancak hâlâ “topluluk hissedarı kim olacak?”, “ortak karar süreçleri nasıl işleyecek?”, “altyapı ve ortak alan yönetimi nasıl olacak?” gibi belirsizlikler kamuoyunun gündeminde.
Kentsel Dönüşüm, Geçmiş ve Gelecek: Mekânın Sosyolojik Evrimi
Türkiye’de kentleşme, göç, ekonomik eşitsizlik ve konut krizleri gibi süreçler, mekân ve toplumsal yaşamı derinden etkiliyor. Müşterek arsalar — uygun fiyatlı arsa/konut imkânı sunması bakımından — bu koşullarda bir çözüm alanı olarak görülüyor. Ancak bu çözüm, yalnızca bireysel konut sahibi olmayı değil; topluluk, kolektif yaşam, ortak sorumluluk ve sürdürülebilir kentleşmeyi de beraberinde getirmeli.
Bu modele eleştirel ve etik bir bakışla yaklaşmak, kimin yararına olduğuna, kimlerin dışarıda kalabileceğine bakmak sociolojik bir sorumluluk. Çünkü mekânsal planlama, toplumsal adaletin, eşitsizliklerin, güç dengelerinin en somut yansımalarından biridir.
Sonuç: Müşterek Arsa Ne Anlama Geliyor — Sayının Ötesinde
Eğer sorunuz “TOKİ müşterek arsalar kaç metrekare olacak?” ise — cevap: resmi kaynaklara göre sabit bir metrekare belirtilmemiştir. Müşterek arsa, “plan koşullarına göre, toplu yapılaşmaya uygun, birden fazla hissedarı olan; yüzölçümü değişken” bir kategori. ([Toki][1])
Ama bu belirsizlik, bu arsaların toplumsal, kültürel, kentsel ve adaletle ilgili birçok farklı anlama sahip olabileceğini de gösteriyor:
– Müşterek arsa, toplu konut, ortak yaşam, dayanışma potansiyeli;
– Aynı zamanda — eğer düzenli planlama, katılım, denetim yoksa — eşitsizlik, güç dengesizlikleri, topluluk bağlarının zayıflaması riski;
– Kentleşme, kültürel yaşam, komşuluk, sosyal ilişkiler gibi pratiklerin yeniden şekillenmesi;
– Konut hakkı ile kamusal mekân haklarının çatışması ya da uzlaşması ihtimali.
Okura Sorular: Kendi Deneyiminizi, Duygularınızı ve Beklentilerinizi Düşünün
– Size göre “müşterek arsa + toplu konut” modeli, toplumsal adalet ve dayanışma için bir fırsat mıdır — yoksa sadece uygun fiyatlı konut sahibi olma yolu mu?
– Eğer bu model bir mahalleye dönüştürülecekse; komşuluk, ortak karar alma, ortak alan kullanımı nasıl olmalı? Siz olsanız nelere dikkat edersiniz?
– Bu belirsizlik — metrekare aralığının sabit olmaması — sizde güven/şüphe duygusu uyandırıyor mu? Ya da size esneklik, kişiselleştirme imkânı gibi geliyor mu?
– Kentleşme, konut ihtiyacı, gelir durumu, toplumsal eşitsizlik bağlamında; sizin yaşadığınız ya da bildiğiniz şehirlerde bu tür uygulamaların ne gibi sonuçları oldu?
Eğer isterseniz, farklı illerde, müşterek arsa modeliyle konut edinmiş insanlar üzerinden yapılmış saha araştırmaları ve narratif çalışmalara birlikte bakabiliriz — bu sayede teoriyle pratik arasında köprü kurmuş oluruz.
[1]: “Arsa – TOKİ”
[2]: “TOKİ müşterek arsa sahibi olanlar arsayı kendileri mi yaptıracak yoksa …”