İçeriğe geç

4. sınıfta pekiştirme nedir ?

Merhaba! Efelabilisim sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “4. sınıfta pekiştirme nedir” var.

4. Sınıfta Pekiştirme Nedir? Çocukluğumdan Kalan Bir Dersin İçimdeki Yankısı

Kayseri’nin kışları sert olur. Sabahları okula giderken yüzümü kesen soğuk, nefesimin buhar olup havaya karışışı ve elimdeki kalın montun içine rağmen üşüyen parmaklarım hâlâ aklımda. Şimdi 25 yaşındayım, günlüklerime dönerken o günlere gittiğimde içimde garip bir sızı hissediyorum. Çünkü bazı kelimeler sadece ders konusu değildir; insanın büyürken taşıdığı duygulara karışır. “Pekiştirme” de benim için öyle bir kelime.

Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında Başlayan Bir Dönem

İlkokul 4. sınıfta hayatımın en yoğun dönemlerinden birine girmiştim. O zamanlar okul sadece ders dinlemek değildi; biraz yarış, biraz kaygı, biraz da kendini ispat etme çabasıydı. Özellikle öğretmenimizin sık sık kullandığı bir ifade vardı: “Pekiştirme yapacağız.”

O kelimeyi ilk duyduğumda ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyordum. Ama ses tonundan bunun sıradan bir tekrar olmadığını hissediyordum. Sanki eksik kalan bir şeyleri tamamlamak gibi, sanki bir yerlerde yanlış yaptığımız şeyleri düzeltmek gibi bir anlamı vardı.

O gün içimde küçük bir heyecanla karışık bir tedirginlik oluşmuştu. Çünkü “pekiştirme” denilen şey, genelde ders bitiminde değil, dersin içinde ve bazen de okul çıkışında devam eden ekstra çalışmalar demekti.

“Pekiştirme” Kelimesini İlk Duyduğum Gün

Bir matematik dersiydi. Tahtada uzun uzun işlemler vardı. Çarpma ve bölme artık basit olmaktan çıkmış, biraz daha karışık hale gelmişti. Ben ise anlamaya çalışırken bir noktada takılıp kalıyordum. Öğretmenimiz defterlerimize bakarken durdu ve sınıfa döndü:

“Bu konuyu pekiştirme yapmadan geçemeyiz.”

O an içimde bir boşluk oluştu. Sanki “tam anlamamışsınız” demenin daha yumuşak bir versiyonuydu ama yine de canımı sıkmıştı. Kendimi yetersiz hissettiğimi hatırlıyorum. O yaşta bunu kelimelere dökemiyordum ama içimde bir kırılma vardı.

Matematik Defterinde Çoğalan Sorular

Pekiştirme başladığında defterimdeki sayılar çoğaldı. Aynı tip sorular tekrar tekrar yazılıyordu. İlk başta bunun anlamsız olduğunu düşünmüştüm. “Ben zaten yaptım, neden yine yapıyorum?” diye içimden geçirmiştim.

Ama zaman geçtikçe bir şey fark ettim. Aynı sorular, her seferinde biraz daha kolay gelmeye başlamıştı. Başta korkutucu olan işlemler, yavaş yavaş tanıdık bir hale bürünüyordu. O an anlamıştım ki pekiştirme sadece tekrar değil, insanın zihninde bir güven duygusu oluşturuyordu.

Yine de o günlerde bunu tam olarak kabullenemiyordum. Çünkü dışarıda oynayan çocukların sesini duymak, teneffüste koşmak varken ben sınıfta kalıp aynı sorularla uğraşmak zorunda kalıyordum. İçimde hafif bir hayal kırıklığı vardı.

Türkçe Dersinde Tekrarın Gücü

Sadece matematik değil, Türkçe dersinde de pekiştirme vardı. Özellikle yazım kuralları ve okuduğunu anlama etkinlikleri… Bazen bir metni üç kez okuyup yine de öğretmenin sorduğu soruya yanlış cevap verdiğimi hatırlıyorum.

O anlarda yüzüm kızarırdı. Yanlış yapmanın utancı, sınıfın sessizliğiyle birleşirdi. Ama öğretmenimiz sert değildi. Tam tersine, “Bak bir daha yapalım, oturacak” derdi.

İşte o “bir daha yapalım” cümlesi, pekiştirmenin kalbiydi aslında. Tekrar etmek, yeniden denemek ve sonunda doğruya ulaşmak…

Okuldan Sonra Kalan Sessizlik ve Çalışma Saatleri

Pekiştirme bazen okul bitince de devam ederdi. Sınıfta birkaç kişi kalırdık. Pencerenin dışından akşamın yavaş yavaş çöktüğünü izlerdim. O anlarda içimde garip bir yalnızlık olurdu.

Defterimi açardım. Kalem elimde ağırlaşırdı. Diğer çocukların eve gidip televizyon açtığını, sokakta oyun oynadığını düşünürdüm. Ben ise aynı sayfayı bir kez daha doldururdum.

Ama şimdi geriye dönüp baktığımda o sessizliğin içinde bile bir şey öğrendiğimi fark ediyorum. Sabretmeyi… tekrar etmeyi… vazgeçmemeyi…

O yaşta bunu anlamıyordum. Hatta bazen içten içe kırılıyordum. “Neden ben daha çok çalışıyorum?” diye soruyordum kendime. Bu sorunun cevabı yoktu o zamanlar.

Hayal Kırıklığı ve Küçük Başarılar

Pekiştirme süreci sadece zor değildi. Küçük küçük başarılar da vardı. Bir soruyu ilk kez doğru çözdüğümde hissettiğim o hafif sevinç… Kimsenin fark etmediği ama benim içimde büyüyen bir gurur…

O anlar, tüm yorgunluğu biraz olsun hafifletirdi. Sanki içimde bir kapı açılırdı. “Demek ki yapabiliyorum” dediğim anlar olurdu.

Ama bu duygular kısa sürerdi. Çünkü ertesi gün yeni bir konu, yeni bir pekiştirme, yeni bir tekrar beni beklerdi. Hayatım o dönemlerde sürekli bir döngü gibiydi.

Şimdi 25 yaşında geriye baktığımda, o döngünün beni nasıl şekillendirdiğini daha net görüyorum. Ama o zamanlar sadece yorucuydu.

Yıllar Sonra Aynı Kelimeyi Hatırlamak

Büyüdükçe o kelimeyi unuttum sandım. Lise, üniversite, şehir değişiklikleri, yeni insanlar… Hepsi hayatımı doldurdu. Ama bir gün, eski bir defterin arasından çıkan sararmış bir sayfada yine karşıma çıktı: “Pekiştirme çalışması.”

O an durdum. İçimde bir şey kıpırdadı. Sanki yıllar önceki o küçük çocuk tekrar o sınıfa dönmüştü. Soğuk Kayseri sabahları, tahtadaki işlemler, sessiz sınıf, kalem sesleri…

Hepsi bir anda geri geldi.

Ve o an fark ettim ki pekiştirme sadece bir eğitim yöntemi değilmiş. Aynı zamanda insanın kendiyle mücadelesiymiş. Eksiklerini kabul etmek, onları düzeltmek ve yeniden denemekmiş.

O gün kendime karşı daha yumuşak oldum. Çünkü geçmişte yaşadığım o küçük hayal kırıklıklarının aslında beni bugün olduğum kişiye dönüştürdüğünü hissettim.

İçimde Kalan Çocuk ve Bugünkü Ben

Şimdi bazen günlüklerimi yazarken o çocuk aklıma geliyor. Defterin başında sessizce oturan, dışarıdaki oyuna özlem duyan ama yine de soruların peşini bırakmayan o çocuk…

Ona kızmıyorum artık. Çünkü o zamanlar anlamasa da aslında öğreniyordu. Sadece matematik ya da Türkçe değil; sabrı, tekrarın gücünü ve düşse bile yeniden kalkmayı öğreniyordu.

“Pekiştirme” kelimesi artık bana sıkıcı bir ders konusunu hatırlatmıyor. Daha çok, hayatın kendisini hatırlatıyor. Çünkü insan büyüdükçe anlıyor ki bazı şeyler bir kere öğrenilmez; tekrar tekrar yaşanır, tekrar tekrar anlaşılır.

Ve belki de en önemlisi, her tekrar insanı biraz daha kendine yaklaştırır.

O yüzden şimdi geriye dönüp baktığımda, o küçük sınıfta başlayan şeyin aslında sadece bir ders olmadığını görüyorum. İçimde hâlâ devam eden bir yolculuğun ilk adımıymış.

İlgili Yazımız: İslâm dinine göre korunması gereken 5 temel esas nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.evcilforum.com.tr https://bluesolarlight.com.tr https://dgg.com.tr Sitemap
vdcasino girişbetci güncel girişbetexper indirhttps://ilbetgir.net/